bir saniye uyuyorum
mevsimler geçiyor
göğsümde çiçekler açmış
ayaklarıma karlar yağmış
sağımda yosunlar birikmiş
solumda kumlar çizilmiş
üstümde bir masalcı
öyle mahmur öyle öpülmüş
toprağın altı ne kalabalık
vapurların koltukları ne kadar ılık
ne önemi var
hangisi gerçek acıymış
kemiğe mi akla mı saate mi kazınmış
kaç kişilikti zaman
terene binen
vapura binen zaman
nasıl eğlenirdi
nasıl görürdü
nasıl sevişir
ya nasıl dinlenirdi
aklımı kuşlar uzaya
kalbimi güneş batıya
ayaklarımı ağaçlar toprağa emiyor
ah nerelerdesiniz
sevdiğim erkekler
sevdiğim kadınlar
sevdiğim duman tadı
şarap tadı öpücük tadı
hıııı diyor çocukluğum
hıııı diyor
hıııı diyor boşluktan
en alçakta zaman
en yüksekte zaman
en zalim zaman
en merhametli zaman
toprağın üstünde
toprağın altında
annenin karnında
bademin kabuğunda
suyun içinde zaman
ama ben elim kanıyor gibi
yada bak
dışarıda kar yağıyor gibi
basit cümleler kurmak istiyorum
oysa ben kuşa kuş gibi bakmak
ağacı ağaç taşı taş gibi
olduğu kadar görmek
kavrulmuş toprağa
yağmur gibi düşmek istiyorum
bir çocuk elinde değnek
kuma bir çember çiziyor
bir köpek
kuyruğunun gölgesinde döneniyor
bir kadın gerçeklerden bahsediyor
anne olduğunu anımsıyor
aklında vahşet kalbinde şefkat
biliyorum hepsi çok eğleniyor
güneş doğuyor
güneş batıyor
oysa her şey
oysa herkes
zamanın altında kum
zamanın altında taş
zamanın altında kül
zamanın altında can
her şey aslına rücû ediyor
şiire dönüşmeden geçen zaman
görülmeden geçen zaman
şairi kahrediyor
ah ne kadar gençti zaman
ah nereden geçti zaman
gözyaşıma düştü zaman
kemiğimi çizdi zaman
kelebek oldu kalbime kondu
akrep oldu
aklımı soktu zaman
kemiğin ölçtüğü zaman
saatin durduğu zaman
aklın göçtüğü zaman
sana rastladığım zaman
seni sevdiğim zaman
seni yitirdiğim zaman
doğduğum zaman
güldüğüm zaman
delirdiğim öldüğüm zaman
zamanda savrulan
zamanda biriken
zamanda devrilen sözcükler
sesler
iniltiler
kahkahalar
son nefesler
ne zaman toplandınız kalbimde
nasıl karıştınız aklımda
ne için düştünüz önümdeki kâğıda
bir saniye uyuyorum
mevsimler geçiyor
göğsümde çiçekler açmış
ayaklarıma karlar yağmış
sağımda yosunlar birikmiş
solumda kumlar çizilmiş
üstümde bir masalcı
öyle mahmur öyle öpülmüş
çünkü seni ben doğurdum
ben emzirdim
ben büyüttüm
seni ben armağan ettim
ölüme yaklaştıran cahil zamana
oğlum benim
tek günahım
bir şiir nasıl yazılır
görmeni isterdim
zamanı tanımadan
hiç duymadan adını
boka sidiğe sümüğe
gözyaşına ve tere
köklerini sökerken ellerinle
belki kana kuşkusuz kana
kedere ve sevince bata çıka
Suat Kemal Angı, "KANKURUTAN"
24 Mayıs 2007














